Sivas Medya | Sivas Haberleri » müslüman Sivas Haber - Sivas Haberleri Sat, 11 Apr 2015 15:20:12 +0000 tr-TR hourly 1 http://wordpress.org/?v=4.1.1 Bosna’da Bir Milyon Müslüman Evsiz Kaldı /bosnada-bir-milyon-musluman-evsiz-kaldi.html /bosnada-bir-milyon-musluman-evsiz-kaldi.html#comments Fri, 23 May 2014 08:21:58 +0000 /?p=9068 Bosna Hersek Bursa Fahri Konsolosu Muzaffer Çilek, sel felaketinden sonra ülkede incelemelerde bulunduğunu belirterek, “1 milyon insan evsiz kaldı, orada her şeye ihtiyaç var.” dedi.
Bosna Hersek Bursa Fahri Konsolosu Muzaffer Çilek, sel felaketinden sonra ülkede incelemelerde bulunduğunu belirterek, “1 milyon insan evsiz kaldı, orada her şeye ihtiyaç var” diye konuştu. Öte yandan Türkiye’nin birçok şehrinde Bosna için yardım kampanyası düzenlendi.
BosnaHersek’te yaşanan sel felaketine destek olmak için Bursa’da yardım kampanyası başlatıldı. İsteyen vatandaşler hem ayni hem de nakdi yardımda bulunabilecek.
BOSNALI MÜSLÜMANLAR YARDIM BEKLİYOR
Boya, battaniye, kanapeye öncelik verilirken her türlü yardım kabul edilecek. Bursa,Bosna Hersek’te yaşanan 120 yılın en büyük sel felaketinin yaralarını sarmak için yapılan çağrılara cevap veriyor. Bursa Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Bosna Hersek Bursa Fahri Konsolosluğu tarafından ayni ve nakdi yardım kampanyası başlatıldı.
Vali Münir Karaloğlu, kampanyayı Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe veBosna Hersek Bursa Fahri Konsolosu Muzaffer Çilek ile birlikte Heykel Valilik binasında açıkladı. Vali Karaloğlu, Soma’dan sonra kardeş ülke Bosna Hersek’te de büyük bir felaket yaşandığını söyledi. Vali Karaloğlu, “1 milyon nüfusunda selden etkilendi.
Büyük bir nüfusun evsiz kalmasının, barınma ve beslenme ihtiyacı çekmesinin zor olduğunu görüyoruz. Aynı zorlukları Van’da 600 bin insanla yaşadık. Bosna’nın mevcut nüfusunun 4 milyon olduğunu biliyoruz. Acil olarak ev eşyası, inşaat malzemeleri ve giysiye ihtiyaçı var.” diye konuştu.
ORADA HER ŞEYE İHTİYAÇ VAR
Bosna’da yaşanan sel felaketiyle ile ilgili açıklama yapan Bosna Hersek Bursa Fahri Konsolosu Çilek, “Sel felaketinden sonra 1 milyon insan evsiz kaldı, orada her şeye ihtiyaç var.” dedi.
Bosna için Kocaeli ve Sakarya illerinde de yardım kampanyaları başlatıldı. Karamürsel Belediye Başkanı İsmail Yıldırım, kardeş şehir oldukları Stari Grad şehrinde yaşayanların da selden etkilendiğini ifade ederek “Vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Düzenlediğimiz yardım kampanyası ile Bosnalı kardeşlerimizin acılarını hafifletmek adına elimizden gelen her türlü desteği yapacağız” diye konuştu.

]]>
/bosnada-bir-milyon-musluman-evsiz-kaldi.html/feed 0
Miraç Gecesi Okunacak Dua /mirac-gecesi-okunacak-dua.html /mirac-gecesi-okunacak-dua.html#comments Wed, 05 Jun 2013 11:15:55 +0000 /?p=4631 İşte Miraç Kandili duası:

Euzü billahi mineş-şeytanir-racîm. Bismillahir-rahmanir-rahîm

Ey Bizleri varlığa erdiren, var olmadaki sonsuzzevki gönüllerimize duyuran, güzeller güzeliRabbimiz!

Sana sonsuz hamd-ü senalar olsun. Kainatın iftihar tablosu Peygamber Efendimiz’e sonsuz salât-ü selâm olsun.

Gufranla ufkumuzda tüllenen şu mübarek gecede, bir kere daha dergâh-ı ilahînin önünde el açıp yalvarıyoruz:

1. YA İLAHEL-ALEMİN!

Bize verdiğin isteme duygusu ve istenenlerivereceğin inancıyla rahmetinin vüs’atigenişliğindeki kapına dayanıyor, şu mübarek gecede bir kere daha hâlimizi arz etmek istiyoruz. 

Hâlimiz Sana ayan, söyleyeceklerimiz bildiklerinin bir kısmını beyan. Beklediğimiz asırlardan beri bizi kıvrım kıvrım kıvrandıran dertlerimize derman.. 

İcabet buyur ey Rahîm-ü Rahmân!

2. EY ÇARESİZLER ÇARESİ!

Senin dualara icabet etme mecburiyetin yoktur; ama bizim ona ihtiyacımız hissettiklerimizden de çoktur. Bütün dileklerimizi kabul buyur ve bunları kabulünü vicdanlarımıza duyur; aç ve yalnızlıkla tir tir titreyen kalblerimizi iman ve itminanla doyur.

Ciddi bir yol almış sayılmasak da, yıllar var hep yollardayız. Ufkumuz gam ve kederle tülleniyor. Önümüzdeki engebeler beşer takatini aşkın görünüyor. Ümmet-i Muhammed (aleyhissalatü vet-teslîmât) perişan, derbeder ve ızdırap içinde.. 

Müslümanlık gelenek ve göreneklerin darlığına mahkum.. İbadet ü tâat kültür televvünlü.. Duygular, düşünceler fantezilere emanet.. Mücadelelerin esası da çıkarlar, menfaatler, ırkî mülahazalara dayalı. 

Sen bizlere çıkar yol lûtfeyle ya Rabbi!

3. YA RAB!

Önümüzdeki şu upuzun hayat yolculuğunda, bizi kendi idrak ve ihsaslarımızın darlığıyla başbaşa bırakma; akıllarımızı inhiraf ve sürçmelerden, nefislerimizi cismânîliğin baskılarından, gönüllerimizi de hevâ ve heveslerin öldürücü oklarından sıyanet eyle. Kapının kullarını; ilimde kibir u gururdan, ibadette riya ve gafletten ve duygularına renk attıran ülfetten koru. 

Senin yolunda yürüyor gibi görünüp Senden uzaklaşmak, kurbet atmosferinde içiçe firkat yaşamak, hep rızadan söz edip gazap arkasından koşmak ne acıdır! Sen bizi kazanç yolu sanılan bu tür haybet vadilerinde ömür tüketmekten muhafaza buyur ya Rabbi.

4. EY GÜNAHLARI BAĞIŞLAYAN!

Şu mübarek gece hürmetine Bizleri bağışla, öyle bir dünyada hayata gözlerimizi açtık ve öyle bir alemde yaşıyoruz ki, önümüzde tuzak, arkamızda tuzak; uğrayıp geçtiğimiz her yerde nefis, şeytan ve aynı takımdan binlerce ifrit ağını germiş av bekliyor; yol boyu yüzlerce fitne ocağı ve isi-dumanı gelip sinelerimize oturuyor.

İnayetine ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her halimizden belli; bizleri yara-bere almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bu güne kadar elli defa çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma yollarını göstermeni diliyoruz ya Rabbi!

5. EY KENDİSİNE YÜKSELEN ELLERİ BOŞ ÇEVİRMEYEN!

Bir s��re ayrı düştükten sonra dönüp Sana gelenleri kovmayacağını vadediyorsun. Sana yönelenlere hep ‘Gelin, gelin’ diyorsun. Ey Rab! Böyle emekleye emekleye sürünmeyi de gelme kabul edeceksen, müsaade buyur ‘Biz de geldik’ diyelim. 

Geldik ve Sana, yolların amansızlığını, nefis, şeytan ve hevânın imansızlığını, bizim de dermansızlığımızı şikayet ediyoruz. Bilhassa, her zaman hatalara açık duran, mâsiyetlere meyyal bulunan ve ululuğuna karşı hep saygısız davranan, serkeş nefsimizi Sana şikayet ediyoruz. Sen bizleri nefsin ve şeytanın şerrinden muhafaza buyur ya Rabbi!

Bizleri büyük-küçük hatalardan, günahlardan ve emirlerine karşı isyan kokan tavır ve davranışlardan arındır.. Ya Rabbi lisanlarımızı yalandan, gıybetten, Senin sevmediğin, hoşnut olmadığın bütün kirli sözlerden temizle.. Kalblerimizi gösterişten ve iki yüzlülükten muhafaza buyur ya Rabbi!

Her hal ve tavrımızı rızan istikametinde eyle.. Niyetlerimizi ihlaslı kıl ve bize lütfettiğin bütün şeylerde de bereket ihsan eyle ya Rabbi!

6. EY TALİHSİZLERİN SIĞINAĞI, EY ÂCİZLERİN GÜÇ KAYNAĞI, EY DERTLİLERİN TABİBİ VE EY YOLDA KALMIŞLARIN YOL GÖSTERENİ!

Şu anda duygularımız derbeder, davranışlarımız ahenksiz, ruhlarımız kirli, ayaklarımız titrek, ellerimiz mefluç, çoğumuz itibarıyla ümitlerimiz sarsık, havalar boz-bulanık, mağripler hicranla tül tül, maşrıklar lütfuna kalmış… İşte böyle bir dağınıklık içinde Sana geldik. Böyle gelenlerin ilki değiliz, sonuncusu da olmayacağız. 

Rahmetin, bu garip pişmanların ümit kapısı, bizler de bu kapının önündeki liyakatsiz dilenciler. Şimdiye kadar gelip Senin kapında ihtiyaç izhar edenlerden boş dönen hiç olmamış; hiçbir kaçkın ve pişman da o kapıdan kovulmamıştır. O kapı Senin kapın, onun başkalarından farkı da her gelene affındır. Bizi hilm ü silminle güçlendir. Zalimlere de varlığını duyur.

7. EY HER DUADA BULUNANA İCABET EDEN ULULUK TAHTININ SULTANI!

Şu mübarek gecede binler, yüz binler senin karşında divan durarak ellerimizi sana açıyor ve külliyet kesbetmiş niyaz edalı soluklarımızla, kullarına her zaman açık bulunan, hiç olmazsa aralık duran rahmet desenli kapının tokmağına inleyerek dokunuyor ve “Biz geldik” diyoruz. 

Herkesi ve her şeyi görüp gözettiğine, her sese ve herkese merhamet ettiğine gönülden inanarak kaçkınlığımızı muvakkat dahi olsa görmüyor, günahlarımızı af çağlayanların içinde tasavvur ediyor, karıştırdığımız haltlara değil, Senin afv u safhına bakıyor ve ümitlerimizi ona bağlıyoruz; Enîsimiz Sen isen, çevrenin vahşetinden bize ne! Her yanda şeytan ve avenesi içten içe homurdanıp duruyorlarmış, Sen bizimle olduktan sonra ne ifade eder ki!

Sen her şeyin biricik hâkimisin ve hükmünü engelleyecek bir güç de yoktur. Sen saltanat dairen içinde en küçük şeyleri görür, en cılız sesleri işitir, hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi cevapsız bırakmazsın.

8. EY YÜCELER YÜCESİ!

Sen biliyorsun, biz de bunun farkındayız; ömrümüzün hasenât kefesi bomboş, pek çoğumuz itibarıyla bir ihlâs bezginliği içindeyiz. Çoğumuz gafil, bedbin, dünsüz-yarınsız sefil birer hâlzede gibi aktüalite ile iç içeyiz. Her hâlimizde âlâyiş, gösteriş, köpük köpük hevâ ve heves; sürekli zevk u sefâya, makama, mansıba, şöhrete, şana ve dünyevî hülyalara oynuyoruz. 

Yığınların rüya ve hülyaları ekonomi ve refah; taptıkları da dolar, dinar ve euro. Ruhlar meflûç, kalbler kötürüm, basîret âmâ, düşünceler kirli, davranışlar da tam buna göre… Gece ve gündüz gibi iki yüzlü yaşıyoruz, ak görünüyor kapkara davranıyoruz; idare ve siyaset deyip hem ışık türküleri söylüyor hem de karanlık ağıtları mırıldanıyoruz. 

Devirlere, dönemlere göre renkten renge giriyor, bukalemunları şaşırtacak mârifetler (!) sergiliyor ve aldatmayı beceri kabul ediyoruz.

9. EY RAB!

Ellerimiz-ağızlarımız, gözlerimiz-kulaklarımız, dillerimiz-dudaklarımız yaratılış gayelerinden fersah fersah uzak ve âdeta nankörlüğe kilitli; eller memnû meyvelerde, ağızlar harama açık duruyor; gözler başkalarının kusur müfettişi.. Yalan revaçta, hıyanet âdiyattan bir şey, hakkın ismi var sadece; adalet “sayyâd-ı bîinsaf”ların hazırladığı kapanların önüne saçılmış birkaç dane gibi bir şey; vefa Kafdağı’nın arkasında, ahde hürmet unutulup da bir köşede kalmış; buna karşılık haksızlık firavunları utandıracak dorukta. 

Makam sevgisi, şöhret hissi, rahat etme düşüncesi, tenperverlik duygusu boyunlarımızda âdeta çelikten bir kement; her biri birer gayya olan bu duygulardan bir türlü kurtulamıyor ve mahiyet-i nefsü’l-emriyemize göre kendimiz olamıyoruz. Dünya ve ukbâ kazancı adına ne ciddî bir hesap ne de tutarlı bir plâna sahibiz. Kazançlar kuşağında sürekli kaybediyoruz; kaybederken de muhtemel daha kötü durumlarla teselli olmaya çalışıyoruz. Zamanı suçlama, şartlara lânetler yağdırma da ayrı bir avunma yolu.

Bütün bunlara rağmen ya Rab! Bizi bize bırakmaman en büyük dileğimiz. Kendimiz edip kendimiz bulsak da, rahmetin, istihkaklarımıza lütuf televvünlü haklar bahşedecek vüs’atte. Sen bizlere lütfunla muamelede bulun ya Rabbi!

Dua edenlere cevap veren Sen, ızdırapları dindirip ihtiyaçları gideren Sen, devrilenleri kaldırıp doğrultan Sen, çatlayıp kırılanları sarıp-sarmalayıp tedavi eden de Sensin! Senden ayrı kalışımız ruhumuza renk attırdı; nefsânîlik ve gaflet, ibadetlerimizin mânâ ve özünü alıp götürdü; samimiyetsizlik dualarımızın kolunu-kanadını kırdı. Sinelerimiz bomboş, düşüncelerimiz tutarsız, kalbî ve ruhî hastalıklarımız bizi yere sermek üzere.. 

Var eden Sensin, yok eden de Sen; uzak tutan Sensin, yaklaştıran da Sen; Sen bizi biz etmeseydin biz bu duyduklarımızı duyamaz ve bize imanın neş’esini tattırmasaydın şu söylediklerimizi mırıldanamazdık. Verdiklerin vereceklerinin referansı; diliyor ve dileniyoruz, bize yakınlığını duyur ve benliğimizde Sana karşı yaklaşma heyecanları uyar.

10. EY RAB!

Elimizden tut, dostlarının yüzüne baktığın gibi bize de rahmetinle teveccühte bulun.. İç dünyamızı varlığının ziyasıyla nurlandır ve bizi Sensizliğin zulmetlerinden, zindanlarından halâs eyle; halâs eyle ve eşiğine baş koymuş kapının şu sadık kullarını yalnız bırakma. 

Senden kalblerimize ışık, iradelerimize güç, düşüncelerimize istikamet, niyetlerimize de hulûs istiyoruz. Bizleri iç dünyamızla yeniden inşa ederek ruhlarımıza ahsen-i takvîm sırrını duyur.

11. EY AFFI TECZİYESİNİN ÖNÜNDE RAHMET TAHTININ SULTANI!

Bu mukaddes miraç gecesinde bizleri de bağışla, öyle bir dünyada hayata gözlerimizi açtık ve öyle bir âlemde yaşıyoruz ki, önümüzde tuzak, arkamızda tuzak; uğrayıp geçtiğimiz her yerde nefis, şeytan ve aynı takımdan binlerce ifrit ağını germiş av bekliyor; yol boyu yüzlerce fitne ocağı ve isi-dumanı gelip sinelerimize oturuyor. 

İnayetine ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her hâlimizden belli; bizleri yara-bere almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bugüne kadar elli defa çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma yollarını göstermeni diliyoruz.

Ey Yüceler Yücesi!

Efendimiz Hazreti Muhammed’e, Muallâ aile efradına ve bütün ashab-ı güzînine salât u selam ederek bunları senden dileniyoruz; dualarımızı kabul buyur ya Rabbi!.. (Amin)

]]>
/mirac-gecesi-okunacak-dua.html/feed 0
Ergen Siyasetçiler /ergen-siyasetciler.html /ergen-siyasetciler.html#comments Sat, 23 Feb 2013 13:30:46 +0000 /?p=2087 Ergenlik dönemindeki çocuklar ruhsal sıkıntılar içerisinde olurlar çok sıkıntılı bir dönem olmasına rağmen çokta önem arz eder. Çünkü hayatının geri kalanında ne olacağını belirlemek üzeredir.

Bu dönemde Ergen çocuklar karakter arayışı içerisindedirler ve karakterlerini oturtacak bir yer ararlar. Babalarına benzemeye çalışır sonra vazgeçer mahalleden birine ondan vazgeçer ünlü birine benzemeye çalışır derken birçok kimliğe bürünürler.

Evet yeni dönemin siyasetçileride tam bir ergenlik dönemi içerisindeler ve karakter yapıları belli değil. Hala karakterlerini oturtacak bir yer arayışı içerisindeler. Birgün Milliyetçi Türk edalarıyla baş gösteren siyasetçiye bakıyorsun ertesi gün Mevlana olmuş ne olursan ol yine gel diyor. Dün biz onlar gibi fravunlaşmayacağız diyen siyasetçiye bakıyorsun, Fravun aday adayı olmuş.

Dün Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur diyene bakıyorsunuz bugün Biz herkezin Milliyetçisiyiz diyor. Ve bu rezil durum saymakla bitmeyecek bir durumdur. Hala karakter arayışı içerisinde olan Siyasilerin hiçbir misyonu yoktur ve her gün farklı bir kimliğe bürünerek  birilerinin temsilcisi olmaktadır.

Haçlı Ülkeleri bizim ergenleri hipnoz etmiş bir sağdan bacak gösterip salya akıttırıyorlar bir soldan bacak gösterip salya akıttırıyorlar. Bunlara destek veren yine yüzde bilmem kaçıda onların üstten tükürdüklerini yalıyorlar. Milletçe Amerikan mandacı olduk ve karakterimizi Benliğimize, Kimliğimize, Soyumuza ve Asil Türklüğümüze koymak dururken biz ergenlikten çıkmama gayreti içerisine giriyoruz.

Sağlıkta devrim oldu alkışla sonra hastaneye git çalışan sigrotalı sadece ilacın %20’sini öderken birde üstüne muayene ücreti girdi alın size devrim. Duble yol yaptık akıllara zarar ama bu yolları yandaşlara sattık yollar paralı olacak alın size devrim. Davosta One Munite dedik kafa tuttuk devrim yaptık. İsrail Mavi Marmara gemimizi canlı yayında bastı ve vatandaşlarımızı acımasızca katletti kafa tuttuğumuz İsrail’e bizden özür dilemeli demekle yetindik On numara devrim.

Derdini anlatmaya çalışan vatandaşımıza ananıda al git dedik. Dağdan inen it sürüsüne pişmanlık yasası çıkarıp iş, aş teşfik verdik. Ayağa kalkmayan yanına gitmeyen Şerefli Türk Paşasını Terörist diye içeri tıktık ama dağdan inen gerçek teröristin ayağına savcımızı gönderdik, güllerle karşıladık.

35 kişi otelde çıkan olayda yandı İnsanlık ayıbı oldu tüm il bunun ceremesini çekmekte onlar ölmeli, idam edilmeli dedik ama 35.000 Vatan evladını Şehit eden bebek katiline ev hapsi, af, milletvekilliği dahi düşündük.

Sonra döndük dedik ki Biz Allah’ın en sevdiği kullarıyız, müslümanız, başımız secdeden kalkmıyor dedik. Ardından gittik Papanın Putu önünde Avrupa Konseyine imza verdik ondada sıkıldık Allah (c.c)’ın Lanetlediği millet yahudi milletinin projesinin eş başkanı olduk.

Evet biz olduk, olduk ama fırıldak olduk. Bir o yana döndük bir bu yana döndük biz topaç olduk yalakalarımızın nefeslerinin rüzgarıylada bizim yalakalık yaptıklarımıza güzel görünmek için döndük durduk. Ama biz hala ergenlikten çıkamadık, karakterimizi bir yere koyamadık…

]]>
/ergen-siyasetciler.html/feed 0