SON DAKİKA

Sivas Medya – Sivas'ın Sosyal İçerik Platformu

Yeşim Türköz – Büyü Dükkânı

Yeşim Türköz – Büyü Dükkânı
Bu haber 28 Mayıs 2017 - 14:36 'de eklendi ve 76 okunma kez görüntülendi.

Hatırlamak eylemi ekseriyetle kötü anılır. Acı olaylar, hüzünler, kırgınlıklar vesaire. Halbuki hatırlamak geleceğe yön vermektir bir yönüyle. Yeşim Türköz, “Geçmişi hatırlamayanlar onu bir kez daha yaşamak zorunda kalırlar.” der.


Yaşlı adam, müşterisinin, zihnindeki karanlık bir çıkmaza doğru sürüklendiğini görüyordu. Onu kıvrandıran bu ıstırabı hafifletmek ve yolunu aydınlatacak bir ışık yakmak istedi:
– Sizi bir şeylerden koruduğu için olabilir mi?
– Beni mi? Bir şeylerden mi koruyor? Nasıl yani? Korkum beni neye karşı koruyor olabilir ki?
– Belki de sizi zararlardan koruyordur.
Müşteri, bu sözleri duyduktan sonra, gözlerini duvardaki saate dikti ve bir süre öylece durdu. Sonra koltuğuna oturarak kendisini bıraktı, arkasına yaslandı ve bacak bacak üstüne atarak birkaç saniye düşündü. İç dünyasında kendi kendisiyle girdiği mücadelede, işin içinden bir türlü çıkamamış, kaybetme korkusundan tam olarak neden vazgeçemediğini anlayamamıştı. Yaşlı adam, “Yalnızca kaybetme korkunuzu burada bırakabileceksiniz, kaybetmenin acısını değil” demişti. Sonra da eklemişti: “Korku ile acı bambaşka duygulardır”. Deminden beri kafasının içinde çınlayan bu sözler, korkusunu Büyü Dükkânı’na bırakmasına engel oluyordu. Ama yine de onu çok etkileyen bu sözlerin, kendi yaşamındaki anlamım tam olarak kavrayamıyordu. Sözcüklerin ötesinde bir gerçek olmalıydı onu durduran. İşte satıcının son söyledikleri düğümü çözüyordu. Şimdi her şey yerli yerine oturmaya başlamıştı.
– Evet, galiba doğru söylüyorsunuz. Korkum beni zararlardan koruyor. Aslında ben acıya karşı çok dayanıksızım. Düşünüyorum da, bugüne kadar acılardan hep uzak durmaya çalıştım. Acı ile yüz yüze kalmaya tahammül edemiyorum. Acı çekmeye başladığımda, ya birilerine, ya bir şeylere sığınarak unutmaya çalışıyorum. Belki de bu yüzden, kaybetmeyi göze alamıyorum. Siz, kaybetme korkumu kaybetmenin acısıyla baş başa kalabileceğimi söyleyince o kadar paniğe kapılmışım ki, kafam karmakarışık oldu.
– Korkmayı acı yaşamaya, dolayısıyla da cesarete tercih ettiniz.
– Evet doğru. Cesaret, hayatıma çok fazla risk getirecek.
Sık sık ikilem yaşayacağım. Sık sık kaybedip, sık sık acı çekeceğim. Bunun altından kalkamam. Bu kadar güçlü değilim Ama şu anki ikilemimden kurtulmak için de biraz cesarete ihtiyacım var. Bu ikilem benim için bir işkenceye dönüştü.
-Sanırım bu ikilemi yaratırken kullandığınız cesaret, ikilemden çıkmanız içinde size yardımcı olur. Gittiğiniz her diyarda güdülecek bir deve vardır. Hangi diyardaki deveyi güdeceğinize siz karar vereceksiniz. Yalnız bunu yaparken devenin özelliklerine ve kendi gücünüzün sınırlarına bakmayı unutmayın.
– Yani ille de bir bedel ödemek zorundayım, öyle mi? Şu ana kadar bunu yapmaktan kaçtığım için mi bu ikilemden kurtulamadım? Ama bazı insanlar, ikilem içinde yıllarca yaşayabiliyorlar. Onların hiçbir bedel ödememesi haksızlık değil mi?
– İkilem, içinde yaşamanın da bir bedeli vardır. Bunu ödemeye razıysanız, böyle de yaşayabilirsiniz. Ama siz, bu bedeli ödemekten yorulduğunuz için buraya kadar gelmediniz mi?
– Evet. Doğrusu böyle yaşamak da hiç kolay değil. Pekala size bir şey daha soracağım: Eğer korkumun beni risklerden uzak tutması gerekiyorsa, ben neden böyle bir duruma düştüm? Hani korkum beni zararlardan koruyordu?
– Şöyle düşünün: Otomobil kullanıyorsunuz ve gaza bastıkça hızınız artıyor. Hızdan hem zevk alıyor, hem de biraz ürküyorsunuz. Aldığınız zevk, korkunuzdan baskın olduğu müddetçe gaza basmaya devam edersiniz. Ama diyelim ki yolunuzun üzerinde bir tehlike belirdi. O zaman, korkunuz ön plana çıkar ve gazdan ayağınızı çekersiniz. Sizin sorunuza gelince; tehlikeyi baştan hayal edebilirseniz, korkunuza daha erken kulak verir ve ona göre davranırsınız Tehlikenin karşınıza çıkmasını beklerseniz, o zaman da korkunuz, ayağınızı gazdan çekmenize yarar. Ama hiç korkunuz yoksa, ayağınızı gazdan çekme şansınız da yoktur.
Bunlar, yaşlı adam ve genç müşterisi arasındaki pazarlığın son sözleriydi. Bu sözlerden sonra, sessizce ayağa kalkan ve dükkân sahibinin elini sıkan genç adam, arkasını dönüp kapıya yaklaşırken, cebinden küçük bir kağıt parçası çıkarıp, sehpanın üzerine bıraktı ve arkasına bakmadan Büyü Dükkânı’ndan çıktı. Her zaman olduğu gibi, gözden kaybolana dek müşterisinin ardından bakan yaşlı adamın zihni, bu kez delikanlının adımlarına ayak uydurmakta güçlük çekmedi. Bunun nedenini ise anlayamadı. Ya onun zihni hızlanmış, ya da genç adamın adımları yavaşlamıştı. Müşterisini gözden kaybettikten sonra, sehpanın üzerindeki kağıdı okuyup, el yazması kitabının arasına koydu ve yeniden müzik köşesine gitti. Kağıtta şunlar yazıyordu:
“Bir insanın akıllı davranması için üç yol vardır: Birincisi, iyi düşünmektir. Bu en soylusudur. İkincisi, taklit etmektir. Bu en kolayıdır. Üçüncüsü, denemiş olmaktır. Bu en acısıdır.”
Konfüçyüs


Bu pasaj, Epsilon Yayınları’nın Yeşim Türköz – Büyü Dükkânı kitabından alıntıdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA