SON DAKİKA

Sivas Medya – Sivas'ın Sosyal İçerik Platformu
https://www.matbuu.com/?af=14999733

Laurie R. King – Kadınlar Alayı

Laurie R. King – Kadınlar Alayı
Bu haber 28 Mayıs 2017 - 15:21 'de eklendi ve 242 okunma kez görüntülendi.

İnsan, olasılıkları pek sever. Öyle olsa şöyle olacaktır, falanca gitse vesaire kalacaktır… Bazen ömrünün büyük bir kısmını böyle heba eder, ne acı. Arthur Conan Doyle, “Olmayacak ihtimalleri elersen, geriye gerçekler kalır.” der.


ON BİR
3 Ocak Pazartesi – 8 Ocak Cumartesi
Kadın küçüktür ve senin tüm tutkuların
benimkiyle karşılaştırıldığında,
Ay ışığı ile Güneş ışığı
ve su ile şarap gibidir.
ALFRED LORD TENNYSON (1809-1892)
Vicissitude’a dönünce banyo yapabilmek için beklemek zorunda kaldım ve hayalini kurduğum gibi küvette sıcak suyun içinde saatlerce uzanmak yerine yalnızca gelişigüzel yıkanabildim, saçımı tekrar topladım ve işlemeli döpiyesimi yeniden üzerime geçirdim. Neyse ki taksi konusunda şansım yaver gitti, kaldırıma adım atar atmaz yanıma bir taksi yanaştı ve restorana o kadar kalabalık olmayan yan yollardan geçerek gittik —Restoranın adı aslında Dominic’s değildi, bu ismi oraya Holmes takmıştı; restoran sahibinin adı Masters’dı.)
Şef garson beni tanıdı -ya da herkese böyle davranıyordu- ve Holmes’un ayırttığı masaya kadar bana eşlik etti. Onun içki önerisini reddettim ve etrafıma bakındım. Lokanta geçen sene kısa bir süreliğine epey popüler bir yer olmuş ama bu sonra geçmişti. Bunda hiç şüphesiz Masters’ın kokteyl servis etmeyi, akşamları yemek müziği çalmayı ya da menüsüne yabancı yemekleri eklemeyi reddetmesinin payı vardı.
Holmes içeri girdi; paltosunu, bastonunu, şapkasını, atkısını ve eldivenlerini Masters’ın kollarına çabucak bıraktı ve masaların arasından geçerek bana doğru yürümeye başladı. Onu seyrederken kemiklerinin ağrıdığını anladım, zaten benim ruh hâlim ve onun yorgunluğu arasındaki uçurum Holmes yanıma yaklaşınca suratıma bir tokat gibi indi.
“Holmes,” deyiverdim bir anda, “korkunç görünüyorsun!”
“Seni görünüşümle rahatsız ettiysem kusuruma bakma Russell,” dedi acı acı. “Oysa tıraş olup gömleğimi değiştirmek için eve uğramıştım.”
“Hayır, onun için demedim; kılık kıyafetinde bir şey yok. Sadece… Sessizsin,” dedim yarım yamak bir şekilde. Belli ki sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir yorgunluk içindeydi; her zamanki canlı hareketlerini ve sesini değiştiren bu olmalıydı.
“Ah, böyle olmaz. Eğer mutlu olacaksan bağıra çağıra konuşmaya başlayayım. Ama önce yemek yiyeyim, olur mu?”
Rahatladım. Kabalık edebiliyorsa demek ki kendine geliyordu.
Sandalyesine oturdu ve bana yorgun bir ifadeyle gülümsedi.
“Oysa sen hayatından fazlasıyla memnun görünüyorsun.” O uzunca bir süre bana gözlerini bile kırpmadan bakarken ben öylece oturdum, sonra ifadesinin biraz yumuşadığını gördüm. “Reşit olmak sana yaramış herhâlde?”
“Bence yarayacak. Holmes nerelerdeydin?”
Parmağını kaldırdı ve hafifçe garsona döndü.
“Önce sipariş verelim mi Russell? Son buluşmamızdan bu yana pek bir şey yiyemedim ve şimdi aklımda et yemekten başka bir şey yok.”
Obez abisi Mycroft’u bile doyuracak kadar çok yemek söyledi ve yalnız kaldığımızda arkasına yaslanıp elini tabağındaki ekmeğe götürdü.
“Demek nerelerdeydim? Araf’tan boşluğa düştüm ve geri geldim Russellcığım. Genç bir adam Erinyeler’le yüzleşirken ben bir tanık, bir rehber ve gönülsüz bir katılımcı oldum ve bu süreçte kendi hayatımın unutmak istediğim kısımlarını hatırladım. Hasta baktım Russell—ki doğam gereği böyle bir işe uygun değilim.”
“Sen? Miles’a sen mi bakıyordun? Ama Holmes ben sandım ki—”
“Hastabakıcılığıma güvenin beni duygulandırdı Russell. Evet, Miles Fitzwarren’ın bakımına yardım ediyordum. Onu evinden alıp doktor arkadaşlarımın eline bırakacağımı ve sonra çekip gideceğimi mi sanmıştın? Ben olmasam orada kalmazdı.”
“O hâlde sen… Kusura bakma Holmes. Seni böyle bir işin içine soktuğumu hiç bilmiyordum.”
“Öyle mi? Herhâlde öyle. Dert değil Russell, bu kadar pişman gözükmene gerek yok. Yetişkin hayatımın tümünü burnumu başka insanların sorunlarına sokarak geçirdim, bu da yine onun gibi bir şey işte. Lütfen Russell, eğer bana yardımcı olmak istiyorsan, senden çok rica ediyorum, yüzündeki o kederli ifadeyi sil. Benim yaşlı kemiklerim senin gençlik ışıltınla rahatlıyor. Böylesi daha iyi. Bir bardak şarap?”
Hem Holmes’a hem de Holmes daha sözünü bitiremeden masanın dibinde biten, şarap koyup hemen çekilen ketum garsona hitaben, “Teşekkür ederim,” dedim.
“Miles nasıl?”
“Hasta. Zayıf. Kendine saygısı kalmadı, kendinden nefret ediyor. Ama Tanrı’ya şükürler olsun, en azından vücudun yoksunluğa verdiği fiziksel tepkinin en kötü kısmını geçti. Üstelik genç ve güçlü. Doktor önemli bir sorun çıkmayacağını düşünüyor.”


Bu pasaj, Portakal Kitap’ın Laurie R. King – Kadınlar Alayı kitabından alıntıdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA